yaşamak !

yaşamak !

yaşamak !

Abant Gölü / Temmuz 2014

Bu arada kendimle kalınca sakin ol diyorum ama ne zamana kadar.

Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum.

Geçmiş acılı günlerin tartışmasını yapıyorum.

Anlatıyor ve bütün yanlış anlaşılmaları, haksızlıkları düzeltiyorum.

Onları yeni baştan yaşanacak bir zamanın önüne getiriyorum.

Konuşuyorum onunla.

Boş zamanlarımda da değil.

Günlük çalışmalar sırasında ama gören olmuyor bu yaptığımı.

Dış görünüşüm ele vermiyor beni.

yürüyüş

Ehmedek Kalesi Alanya / Mayıs 2014


Kısa ya da uzun yürüyüşlerde oluyor nedense daha çok.

Bir dalgınlığa koyulma gibi başlıyor.

Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için.

Hem dışarda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun.

Ayak seslerinin biraz arkasında az bir gayretle bir benzemeden dolayı başka bir ses duyulmaya başlıyor.

Adi adıma geçilince bir çözülme, ayak seslerinin birbirine ve oraya buraya çarpması, bir dağınıklık başlıyor.

Ama biraz dikkat edilince o dip sesin kaybolmadığını, görünüşte sadece beraberliğin bir parça dağıldığını, zira işin içine sesin sahiplerinin mizaçlarının karıştığını, bir nevi cezbenin başladığını görüyorum.

sevgi

Şile / Temmuz 2014

Kendime dair düşüncelerim kayboluyor ve bu mizaçların sahiplerine, yüzlerine bakıyorum. Tanıyorum bu insanları ve görüyorum ki seslerine sahip çıkıyor değiller. Ve bilmiyorlar. (…..)

Ve daha bir çok günlük olay ve eşyanın hemen arkasında kullanmakta olduğum zamana en yakın bir içimde beraberliklerimizi düşünüyorum. Haşa, “marifet” bu olsaydı derecemle övünürdüm. –

Bir gün biri çıkar, insanları ölçmek için meslekleri ne olursa olsun aşık olup olmadıklarını sorarsa, anlamaya muvaffak edildiği bir ince güzelliğin hakkını kullanıyor demektir.
Elimizdeki bütün işleri bırakıp, evlerde, parklarda, yollarda öbek öbek toplanıp ve dağ başlarında bir araya gelerek omuz omuza yaslanarak düşünelim.

düşünmek

Abant Gölü / Temmuz 2014


Hiç aşık olduk mu?
Neye aşık olduk?
Onu nasıl karşıladık?
Onun ilk niyetiyle donduk kaldık mı yoksa ilk nimet gözlerimizi onun gizlediği daha büyük bir nimete mi açtı?
ve ikincisi üçüncüsüne
ve böylece gide gide
Gerçek marifetle gelebildik mi iç içe.


Oysa ben neler düşünüyorum. Diyorum ki gururumun bu kadar incinmesine dayanmamalıydım. İşte başıma gelen. Daha başlangıçta takılıp kalmışım bile. Böyle olacağına, insan, arkasının gelmeyeceğini bile bile, bir kaç zavallı lirasını ihtiyacı olanlarla bölüşebildiğini düşünüp böbürlensin daha iyi.
Niye yazıyorum ki bunları!
İçimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama. Bizi fark edince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım.

yazmak

Ankara / Aralık 2013


Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim. Ona böyle yazdım. Merhametle bakarak gülümsedim. Görünüşü acımayı da zorlaştırıyor insana.
Nereye varacağı belli olmayan kendi sağlığım taşınmaz bir yük oluyor. Hayret o da gülümsüyor. Yine demiyorum. Bakıyor. Fakat bu defa sanki o değil.
Peki ben kimim?

Cahit Zarifoğlu

Yaşamak

22

2 Responses

  1. Hüseyin Demirci
    16 Eylül 2015
    • sevgi
      17 Eylül 2015

Write a response