Toprağını sevmeyen tohumlar, tohumunu sevmeyen topraklar … Nazım Hikmet, Tahir ve Zühre ile anlatır karşılıksız sevgiyi. Nazım’a göre aslolan sevmektir. “Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir. Ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak. Yani …
Gerçek şu ki; “Hayal, ipleri elden kaçırmaktır. Oysa öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, o ipin ucu sizin elinizden bir kaçtı mı, hemen bir başkasının eline geçiveriyor. Ondan sonra siz hayal ediyorsunuz, ama bir …
Düşüncelerine tutun! Kendi vicdanının yargıcı, Kendi günahının tövbekârı ol! Kendi acının sabredeni, Kendi sıkıntının ilacı ol! Kendi dertlerinin dermanı ol! Kendi yalnızlığının dostu, Kendi cümlelerinin anlamı, Kendi sessizliğinin sesi ol! Nurdal Durmuş “Ve öyle de …
Hasretliğin on ikinici yılı bu, on ikinci yılı Gönül ağzına kadar dolu Sen diyorum İstanbul geliyor aklıma, İstanbul diyorum sen Sen şehrim kadar güzelsin, şehrim senin kadar acılı Nazım Hikmet/1950 Yer: İstanbul – Temmuz …
Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur. Sabır taşar, canından saydığın yar bile gün gelir, el olur. Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya… Olmaz dediğin ne …
Bu yol nereye gider ? Bir kuğunun boynuna dokunurken… Yol bir yere gitmez İçerde Düz saçlara uğrar Ayak üstü bir akşamüstü Her plansız ürperişin sonu Hüsran Ve hüsran Çok sanat müziği bir kelimedir Yol …
sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak Allah’a inanmaktır Yılmaz ERDOĞAN Fotoğraf : Antalya / …
Dalından kopan yaprakların Sararan yanlarına yazdım adını Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül’dü…… Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız Adımlarımızın kısalığı bundandı Bundandı gözlerimin durgunluğu. Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan, …
Yalnız mısınız? Arada bir rüzgâr uğultusu, ara sıra kuş sesleri, kutsal kitap ferahlığı… Kimsin sen? Hikâyen ne? Nasıl yaşadın ve öldün? İnsan; içinde iyi/kötü, güzel/çirkin her duyguyu yaşayan… İnsan; Dünya’nın geçici misafiri. İnsan; vicdan ve adalet İnsan; …
Yürümek; yürümeyenleri arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, havaları boydan boya yarıp ikiye bir mavzer gözü gibi karanlığın gözüne bakarak yürümek!.. Yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek!.. Yürümek; …
Eğer ; O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz.Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız, gün boyu nedensiz…Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…O’ …
Dostları Olmalı İnsanın Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın… “Nereden çıktın bu vakitte “dememeli, Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; “Gözünün dilini “bilmeli; Dinlemeli sormadan söylemeden anlamalı… Arka bahçede varlığını sezdirmeden mütemadiyen dikilen …
Bir çift güvercin havalansa yanık yanık koksa karanfil Değil unutulur şey değil, çaresiz geliyor aklıma Neredeyse gün doğacaktı, herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı, geceniz geliyor aklıma *** Sevdiğim çiçek adları gibi, sevdiğim …
böylesi çok iyi, değiştirmeyelim hiçbir şeyi bunu mu diyelim güle oynaya? bardağı görelim de ölmeyi mi seçelim susuzluktan? boşunu mu alalım dururken dolu bardak. yani biz hep dışarıda mı kalalım? titreyelim mi soğuktan içeri buyur edilmedik diye. bekleyelim mi hep nasılsa büyüklerimiz bizden daha …
Hasretini, yokluğunu, sensizliği bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak gitgide derinden işleyerek öyle dayanılmaz oldu ki bu seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum. Nazım Hikmet …
bir ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerle sarmalanıyorsun yanıyorsun… ne kadar övülsen az avazım çıktığı kadar susuyorum ismindeki sesli harfleri mayınlı bir gülümsemeyle senin karasularında olmak üstünde ilkbahar bir entari; sanki …
Bir gün çok bunalırsan, Denizin dibinde yosunlara takılmış gibi, soluksuz, Sakın unutma gökyüzüne bakmayı, Gökyüzü senindir, gökyüzü herkesindir… Zülfü Livaneli *** Fotoğraflar: Şükran Soydar / Sevgi Dinçmen Yer: Ankara / istanbul 2014
bu imkansızlıklar bu yaralar hepsi, hepsi insan işi sevda diye bağıran yüzün, bir kitabın en sır satırını okuyan sesin, beni bana düşman eden, ağlamaklı gecelerimin tek temsilcisi ve hiçbiryerde şubesi olmayan yüzün yani baştan ayağa …
her şeyden biraz kalır- diyor birileri, çoğulluk haklılıktır. biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz acı. insanda biraz mutluluk ama en geçerli söz insan en çok sabahları arar sevdiği Türkiye’de ve dünyada… Turgut Uyar – …
Gülüşün Gülüşünde bir mana var, Saklayamazsın. Sarılışında ne düşler, Ne düşükler, Sakınamazsın. Aynı yolları, Kimsesiz mekanları, Birlikte özleme hasreti… Yalnızlığımın dert ortağı gastrit… Gülüşünde bir mana var, Saklayamazsın. Bütün iç savaşlarda, Rehin alındı bu yürek …
Demek hayat; böyle iki adım ileri bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanılmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Sabahattin …
BİR HAZİN HÜRRİYET Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan yoğurursun bütün nimetlerin hamurunu. Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı Karun etmek hürriyetiyle hürsün! Sen doğar doğmaz dikilirler tepene, işler ömrün boyunca …
AN Gülüş bir yanaşım’dır bir öbür kişiye, Bir’den iki kişiyi döndürür bir kişiye… Anılarından kale yapıp sığınsa bile, Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye. Özdemir Asaf Sümela Manastırı / 2013
Bu yaban dünyada bir köşe vardı. Gençliğimizin baharında gittiğim, Kara kayalarla sarılmış ve Yüksek çamların kuleleriyle çevrilmiş- Öylesine güzeldi ki yalnızlığı Vahşi bir gölün, onu daha az sevemezdim.