Yıllar sonra ilk defa, bir göl kenarında gördüm onu. Üzerinde krem rengi bir yelek vardı. Bana bakmıyordu ama gülümsüyordu. Orada duruyordu işte. Bu tanışıklık hissi nereden geliyordu, bilmiyordum ama hep beklediğim karşımda duruyordu. O göl …
Yağmur ve toprak kokusu… Yarı ahşap yarı betonarme iki katlı, kalın duvarlı, merdivenli, derin ve büyük pencereli, pencerelerin önünde sedirleri olan dedemden kalma bir evdi burası. Karşı ki tepelere sis çökmüştü. Yağmurlu bir gündü. Sonbahardı. …
Uzun çam ağaçlarının rüzgarla dansı uğulduyor kulaklarımda. Güneş süzülürken ağaçların aralarından, örümcek ağlarını ve kuş yuvalarını parlatıyor. Ciğerlerime kadar çekiyorum doğanın kokusunu içime. Çam kokusu, toprak kokusu, mantar kokusu. Az ilerde ki şelalenin gümbürtüsünü duyarak …
Hayat yaşamak için mi anlamak için mi vardır ? diye soruyorum son günlerde kendime. Tam rahata erecekken ölüveriyor insan. “Şunlar düzelsin de” diye başlayan her sorun, bir başka sorunla yer değiştirerek düzeliyor. Köşeyi dönünce karışımıza …
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyuncaAlt katında uyumayı bir ranzanın,Üst katında çocukluğum…Kağıttan gemiler yaptım kalbimdenKi hiçbiri karşıya ulaşmazdı.Aşk diyorsunuz,Limanı olanın, aşkı olmaz ki bayım! Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyuncaHavı dökülmüş yerlerine yüzümünBüyük …
Duygular yalnız bırakmaz insanı. Yakar ama Aşk yalnız bırakmaz, Sevda yalnız bırakmaz, Hasret bile yalnız bırakmaz aslında. Sizi özleyen birileri oldukça yalnız olmazsınız; özlediğiniz birileri varsa yalnız değilsinizdir. Şarkı dinlemeyi severseniz, onlar da yalnız bırakmaz …
Dün bir dosttan Uzun bir mektup aldım. Beni anlatmış sana, Ve sen ona, “Unuttum artık onu! ” demişsin. Hem bu sözü gülerek, Medar-ı iftiharla söylemişsin Unutamazsın! Nokta noktam Unutamazsın! Çünkü inan, Unutmak için, Önce unutulmak …
Bahar başladı, nokta noktam, Ankarada bahar… Veriminde toprak ana, Aylar var ki sana, Tek satır yazamadım. Oysaki, şimdi mevsim bahar, Ötüşlerde adın, Kokuşlarda tadın var. Artık yazmalıyım… Takvime baktım bu sabah, Ayrılalı beş ay olmuş, …
Toprağını sevmeyen tohumlar, tohumunu sevmeyen topraklar … Nazım Hikmet, Tahir ve Zühre ile anlatır karşılıksız sevgiyi. Nazım’a göre aslolan sevmektir. “Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir. Ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak. Yani …
“Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun İçinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, Şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin… Fedakârlığımı anlıyorsun: vazgeçtim …
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsünBir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünyaUğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlıkGibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi banaSiliyor adımı bir dal kırarak çam …
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklarBiz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardıÜşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim …
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, Ne ceplerde tren tarifesi, Ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara …
Bahar; bir küçük kız çocuğuydu yüreği, bir küçük kız çocuğu gözleri, hem anne hem baba anneliği. Yağmur; bir çiğ tanesi kadar narin, su gibi duru, annesinin bir tanesi. Böyle bir baharın, öyle bir yağmuru. …
1896 yılında Genç Harbiyeli Mustafa, askeri lisede okumak için Selanik’ten Manastır’a geliyor. Genellikle Şirok Sokak’ta geziniyor o tarihlerde. 1897 yılında Paskalya öncesi öğleden sonra, zengin tüccar Eftim Karinte’nin evinin balkonunda güzel Eleni’yi fark ediyor. …
Pencereleri göle açılan bir ev, Dumanı huzur tüten bacalar, Suya yansıyan bulutlar. Neresi gökyüzü buranın neresi yer ? Sanki ayna! Ha ayna, ha göl, ha su… Ne gördülerse o. Karşısında ne varsa o. …
Ne yeryüzünde ne denizde iki mavinin arasına süzülmüş; estetiğin, romantizmin ve aşkın şehrinde ruhum çakılı kaldı. Tıpkı Venedik gibi. Dünyada ama dünyadan ayrı. Ayaklarınız yere basıyor ama bastığınız yer, yeryüzü değil. Hayattan bağımsız bir özgürlüğü var. …
Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle. Anlatmak için bekle, anlaşılmak için bekle. Bulmak için bekle, bulunmak için bekle, buluşmak için bekle. Başlasın diye bekle, bitsin diye bekle. Sabahı bekle, geceyi bekle, baharı …
Ne zaman, hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse, Ne zaman, yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa, O zaman, kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız… İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi şöyle, Bir gün bir …
“Şimdi” ve “burada” olmanın kederine karşı çıkmadım. dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın, buraya böyle gelmiş olmanın, geçene yol açmanın, ki içinden rüzgar geçirmenin ne büyük güç istediğini anladım. durmanın ne büyük sabır… içimde …
Ben de dua ediyorum sana. En çok dünyaya sevgi ile bakmanı diliyorum. Allah'ı, anneni/babanı, aileni ve kendini çok sev istiyorum. Güneşi, ağaçları, okyanusları, gökyüzünü ve yağmuru sev. Okumayı, gezmeyi ve öğrenmeyi de sev. Hayat yolculuğunda …
“Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın …
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. Çalınmış başkalarına …
Var mı beni içinizde tanıyan Yaşanmadan çözülmeyen sır benim Kalmasa da şöhretimi duymayan Kimliğimi tarif etmek zor benim Bülbül benim lisanımla ötüştü Bir gül için can evinden tutuştu Yüreğine toroslardan çığ düştü Yangınımı sözdürmedi …
Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti. Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor! Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki; ama ben, orada …
Cesky Krumlov: 1300′ lü yıllardan kalmış UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası ilan edilmiş, üzerine çivi çakılmamış ve hiç bozulmamış bir ortaçağ kasabası. Prag gibi Vltava Nehrinin kıyısında bulunan bu büyüleyici kasaba, Vltava Nehrinin ne denli şanslı olduğunu …
Çek Cumhuriyeti’nde kaplıcalarıyla ünlü turizm kenti. Batı Bohemya’da 1370’de İmparator IV. Karl’ ın avlanırken suya düşen bir geyiğin haşlandığını fark etmesi ve bölgenin sıcak suya sahip olduğunu keşfetmesi üzerine kurulmuştur. Uluslararası Karlovy Vary Film Festivaliyle de …
Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak” Franz Kafka Fotoğraflar: Prag – Çek Cumhuriyeti / 2015
Bir kıyıdan baktım dünyaya Ellerimde tuz avucumda sedef Bir mavilik bir açıklık Özgürlük hasreti Yüreğime vuruyor Nerede nerede insanlar Dünyayı güzellik kurtaracak Bir insanı sevmekle başlayacak her şey 0 üzüntü birden gelir Yağmurlu havalarda Yeniden …
Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş Ama …
Benim Aliye’m; Mektubunu aldım. “Ben fena kız değilim, senin meyus olamayıp saadetin için hayatımı şimdi fedaya hazırım!” diyorsun Aliye, bana böyle şeyler yazma… Sonra ben sana deli gibi aşık olurum. Mektubundaki “Beni istediğim kadar sevmezsen …
anladık iyisin, ama neye yarıyor iyiliğin. seni kimse satın alamaz, eve düşen yıldırım da satın alınmaz. anladık dediğin dedik, ama dediğin ne? doğrusun, söylersin düşündüğünü, ama düşündüğün ne? yüreklisin, kime karşı? akıllısın, yararı kime? gözetmezsin …
şimdi’nin bedeni yok, yontuyor geçmiş bilgisiyle gelecek belki olur diye taşı, taşını kokluyor yontu dağılıyor… şimdi’si yitik bundan boyuyor boyuyor evine aldığı ağacın üzerine tüneyip duvarını, tavanını, geçmişi ve geleceği ve her yanını; dal kırılıyor…şimdi’si …
Yeni bir günün varsa; Yeni bir hayatın, Yeni bir kalbin, Yeni bir nasibin var demektir. Aramaktan vazgeçme ! Adem Özbay Yer: Český-Krumlov-Castle / Prag Ekim 2015
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: Henüz söylememiş olduğum sözdür… Nazım Hikmet Ran Yer: Gümüşlük / Ağustos 2015
Ölüm bu, Fukara ölümü, Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, Ya akşamüstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak.. Ahmet Arif Sille Köyü (5000 yıllık bir köy) – Konya / Mayıs 2015
Şu anda İstanbul’ da olmak isterdim. Mihrabat Korusu’ nun dar yollarında seninle yan yana, yana yana yürümek. Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u…. Özdemir ASAF Yer: Kız Kulesi / Haziran 2015
Ve gün gelir bütün duygular azalır. Endişe azalır, kuşku azalır, yalnızlık azalır, özlem azalır, sevmek azalır…. İnsan çoğalır. Yansımalarını bulur, aynaya bakar, geçmişe bakar, geleceğe bakar…. İçinden bir yol bulur yine kendine Kendiyle buluşur her …
İçinden yağmur geçen şarkı armağan etti bana Şarkı değil şiir bu Şiir de değil aslında Her daim dallarında tomurcuk çiçek bahar Bahar ama eksik kalır biraz Aşk daha çok Aşk kadar çok ~~~ Yer: Akçakoca …
Bir eli ilk kez tutmuş gibiydi eller İlk defa bakışmış gibi gözler İlk sefer sarılmış sanki sineler Sözler, dudaklar, sesler… Öyle gibiydi her şey ! Fakat eminim ilk defa çarptı böyle kalbim. ~~~ Yer: Gölcük …
Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben, dördümüz. Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum. Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim. Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. …
Dokunmak istedim sana Şarkılarla, türkülerle şiirlerle, çiçeklerle Yağmurla, baharla… Sana hasretle dokunmak istedim. Dokundum da Ayrı coğrafyalarda, ayrı hayatlarda Senle dolu, sensiz dünyamda Sessizce dokundum sana Yer: Ankara / Mayıs 2015
Bahar bit artık. Ne yüreğim susuyor, Ne kalemin duruyor. Nereye baksam yağmur, Nereye baksam damla, Nereye baksam çiçek, Gördüğüm hep sen ! Ve dikenli teller… Yer: Ankara / Mayıs 2015
“Nasıl öğretildi ise öyle yaşadı insan” Yanlış büyüttüler bizi. Yanlış severek büyüttüler, acıdan beslenerek büyüttüler, öyle büyüdüler, öyle büyüttüler. Türküler acılı, şiirler hüzünlü, insan ağlamaklı. Aşk bile kavuşamazsan aşk. İçin yansın, kavrul, acı çek, …
Babam Mehmet Bahattin Dinçmen‘e İthafen Herkes sever babasını ama hiç görmeyenler biraz daha çok sever. Hiç kötü anıları yoktur çünkü. Anıları da yoktur haliyle. Hayalleri vardır. Anıları olanlardan dinledikleri bir adam vardır. Sevgi dolu …
Sonlanan her şeye bir parça hüzünlenirim aslında. Okulun, tatilin, mevsimlerin son günleri, heyecanla izlediğimiz bir filmin son sahnesi, bir iş yerinde geçirilen son paylaşımlar, final sahneleri, vedalar… 31 Aralık da yeni bir yılın başlangıcından çok …
Küçük bir kasabada yağmurun sesi ile uyansam. Penceremden gri bir deniz bana baksa. Dalgaların sesi ile dinlensem. Soba yansa. Camlar buğulu, çaydanlık sobanın üzerinde, taze dem kokusu. Kağıt kalem elimde, dalıp dalıp yazsam; içimin öfkesini, …
Mevsimler de karışırmış ! Aynı mevsimde, ayrı mevsimleri yaşamışız. Açarken birimiz hanımeli tomurcuk, Güz yaprakları dökmüş öteki. Kimimiz yazı yaşamış baharında. Kimimiz güz, kimimiz kışmış…. Yer:Sünnet Gölü- Bolu / Kasım 2014
Bakıyorum. Her kapıdan ben çıkıyorum. Dantelli çoraplarım, Kırmızı rugan ayakkabılarım, Upuzun kurdeleli saçlarım ve hasır şapkam. Her kapıdan çocukluğum çıkıyor. Bir bayram sabahı heyecanı ile çarpan kalbim, Gülen gözlerim….
Ömürlere asılıyor kilitler. Geçmez sanılan her acıya alışıyor insan. Eksilerek başlıyor önünde ki her yeni güne. Dua ediyor, umut ediyor, sabrediyor. Ezelden ebediyete kilit vuruyor her şeye… Yer: Tekirdağ / Temmuz 2014