
“Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak”
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar…
Devamını oku →
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar…
Devamını oku →
Lise yıllarımdı. En sevdiğim şey radyo dinlemek, dinlerken de illa bir şeyler karalamaktı. Ya resim yapmaya çalışır ya şiir yazmaya heves ederdim.
Devamını oku →
Yağmur ve toprak kokusu… Yarı ahşap yarı betonarme iki katlı, kalın duvarlı, merdivenli, derin ve büyük pencereli, pencerelerin önünde sedirleri olan dedemden…
Devamını oku →
Uzun çam ağaçlarının rüzgarla dansı uğulduyor kulaklarımda. Güneş süzülürken ağaçların aralarından, örümcek ağlarını ve kuş yuvalarını parlatıyor.
Devamını oku →
Hayat yaşamak için mi anlamak için mi vardır? diye soruyorum son günlerde kendime. Tam rahata erecekken ölüveriyor insan.
Devamını oku →
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyuncaAlt katında uyumayı bir ranzanın,Üst katında çocukluğum...Kağıttan gemiler yaptım kalbimdenKi hiçbiri karşıya ulaşmazdı.Aşk diyorsunuz,Limanı…
Devamını oku →
Duygular yalnız bırakmaz insanı. Yakar ama Aşk yalnız bırakmaz, Sevda yalnız bırakmaz, Hasret bile yalnız bırakmaz aslında.
Devamını oku →
Dün bir dosttan Uzun bir mektup aldım. Beni anlatmış sana, Ve sen ona, "Unuttum artık onu! " demişsin. Hem bu sözü gülerek,…
Devamını oku →
Bahar başladı, nokta noktam, Ankarada bahar... Veriminde toprak ana, Aylar var ki sana, Tek satır yazamadım.
Devamını oku →
Toprağını sevmeyen tohumlar, tohumunu sevmeyen topraklar... Nazım Hikmet, Tahir ve Zühre ile anlatır karşılıksız sevgiyi.
Devamını oku →
“Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu.
Devamını oku →
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsünBir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünyaUğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten Adımı yazıyorum kar üstüne…
Devamını oku →
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün…
Devamını oku →
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, Ne ceplerde tren tarifesi, Ne de turna…
Devamını oku →
Bahar; bir küçük kız çocuğuydu yüreği, bir küçük kız çocuğu gözleri, hem anne hem baba anneliği. Yağmur; bir çiğ tanesi kadar narin,…
Devamını oku →
1896 yılında Genç Harbiyeli Mustafa, askeri lisede okumak için Selanik’ten Manastır’a geliyor. Genellikle Şirok Sokak’ta geziniyor o tarihlerde.
Devamını oku →
Pencereleri göle açılan bir ev, Dumanı huzur tüten bacalar, Suya yansıyan bulutlar. Neresi gökyüzü buranın neresi yer?
Devamını oku →
Ne yeryüzünde ne denizde iki mavinin arasına süzülmüş; estetiğin, romantizmin ve aşkın şehrinde ruhum çakılı kaldı.
Devamını oku →
Kapı aralığından baktığımda, görebildiğim en güzel şeydir; Yaşamak... Zarifoğlu
Devamını oku →
Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle. Anlatmak için bekle, anlaşılmak için bekle. Bulmak için bekle, bulunmak için bekle, buluşmak için…
Devamını oku →
Ne zaman, hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse, Ne zaman, yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa, O zaman, kavanoz ve iki fincan…
Devamını oku →
“Şimdi” ve “burada” olmanın kederine karşı çıkmadım. dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın, buraya böyle gelmiş olmanın, geçene yol açmanın, ki…
Devamını oku →
Ekin'e CANIMIZ... CANPAREMİZ... Birbirimizi gördüğümüz yeni bir yüzümüz. Hayat ağacında en taze dalımız, kökümüz...
Devamını oku →
“Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
Devamını oku →
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Devamını oku →
Var mı beni içinizde tanıyan Yaşanmadan çözülmeyen sır benim Kalmasa da şöhretimi duymayan Kimliğimi tarif etmek zor benim Bülbül benim lisanımla ötüştü…
Devamını oku →
Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti. Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı…
Devamını oku →
Bir ayrık otuyum. Her çıktığı yerden sökülen, sarmaşık olmaya özenen.... Neden böyle filmleri, hikayeleri severim, nedir bu kadar içime dokunan hikayelerinde...
Devamını oku →
Cesky Krumlov: 1300' lü yıllardan kalmış UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası ilan edilmiş, üzerine çivi çakılmamış ve hiç bozulmamış bir ortaçağ kasabası.
Devamını oku →
yedi dilek çeşmesine, yedi dua diledim. yağmur... yağmur... yağmur... yağmur... yağmur... yağmur... yağmur... ~~~ Fotoğraf: Yedi Göller/ BOLU - 2016
Devamını oku →
Çek Cumhuriyeti'nde kaplıcalarıyla ünlü turizm kenti. Batı Bohemya'da 1370'de İmparator IV. Karl' ın avlanırken suya düşen bir geyiğin haşlandığını fark etmesi ve…
Devamını oku →
Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak" Franz Kafka Fotoğraflar:…
Devamını oku →
Bir kıyıdan baktım dünyaya Ellerimde tuz avucumda sedef Bir mavilik bir açıklık Özgürlük hasreti Yüreğime vuruyor Nerede nerede insanlar Dünyayı güzellik kurtaracak…
Devamını oku →
Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha…
Devamını oku →
Benim Aliye'm; Mektubunu aldım. “Ben fena kız değilim, senin meyus olamayıp saadetin için hayatımı şimdi fedaya hazırım!” diyorsun Aliye, bana böyle şeyler…
Devamını oku →
anladık iyisin, ama neye yarıyor iyiliğin. seni kimse satın alamaz, eve düşen yıldırım da satın alınmaz. anladık dediğin dedik, ama dediğin ne?
Devamını oku →
şimdi'nin bedeni yok, yontuyor geçmiş bilgisiyle gelecek belki olur diye taşı, taşını kokluyor yontu dağılıyor...
Devamını oku →
Yeni bir günün varsa; Yeni bir hayatın, Yeni bir kalbin, Yeni bir nasibin var demektir. Aramaktan vazgeçme! Adem Özbay Yer: Český-Krumlov-Castle /…
Devamını oku →
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.
Devamını oku →
Ölüm bu, Fukara ölümü, Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, Ya akşamüstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak..
Devamını oku →
Şu anda İstanbul' da olmak isterdim. Mihrabat Korusu' nun dar yollarında seninle yan yana, yana yana yürümek.
Devamını oku →
Ve insan kendini keşfettiğinde bitiyor yalnızlığı! Yer: Aşiyan - İstanbul / Haziran 2015
Devamını oku →
Ve gün gelir bütün duygular azalır. Endişe azalır, kuşku azalır, yalnızlık azalır, özlem azalır, sevmek azalır....
Devamını oku →
İçinden yağmur geçen şarkı armağan etti bana Şarkı değil şiir bu Şiir de değil aslında Her daim dallarında tomurcuk çiçek bahar Bahar…
Devamını oku →
Sadece iki kelimenin güzelliği için bile sevilir insan; "Eksik Olma" ~~~ Yer: İstanbul / Temmuz 2014
Devamını oku →
Bir eli ilk kez tutmuş gibiydi eller İlk defa bakışmış gibi gözler İlk sefer sarılmış sanki sineler Sözler, dudaklar, sesler...
Devamını oku →
Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben, dördümüz. Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Devamını oku →
Umut, binbir ayaklı Umut, güneşte saklı Umut, edenler haklı Umut, insanın hakkı..! Nazım Hikmet Ran Yer: Yol / Mayıs 2015
Devamını oku →
Ne kadar kendi oldu insan O kadar başka. Sızıyı gideren su. Suyun sızladığını kimseler bilmez. İsmet Özel Yer: Konya / Mayıs 2015
Devamını oku →
Bu zaman, Bu hasretlik hiç bitmesin! Ne kızabiliyor, ne küsebiliyorum sana Sadece Özlüyorum... Yer: Zaman Müzesi, Sille Köyü - Konya/ Mayıs 2015
Devamını oku →
Dokunmak istedim sana Şarkılarla, türkülerle şiirlerle, çiçeklerle Yağmurla, baharla... Sana hasretle dokunmak istedim.
Devamını oku →
Bir de gemiler var. Doğan güneş Esen rüzgar Dağılan bulutlar var. Hayalini çoğaltıyorlar Umudu hatırlatıyorlar Seni özletiyorlar... Yer: Amasra / 2009
Devamını oku →
Bütün dinlerde Bütün dillerde Dua edildi. Ve Yaradan hep Sevgiden bahsetti. Yer: Sultan Ahmet Meydanı - İstanbul / Ağustos 2014
Devamını oku →
Bahar bit artık. Ne yüreğim susuyor, Ne kalemin duruyor. Nereye baksam yağmur, Nereye baksam damla, Nereye baksam çiçek, Gördüğüm hep sen!
Devamını oku →
Yapraklar da insana özenmiş, gözlerinde damlalar... Yer: Ankara /Mayıs 2015
Devamını oku →
Yağ yağmur. Ömrüme yağ, Gönlüme yağ, Ellerime yağ, Kucağıma yağ... Yer: Çamlıdere / Nisan 2015
Devamını oku →
Bu yalnızlıklar, Bu nağmeler, Uzakta ki hayalin, Bir de kız kulesi. Hep seni yakınlaştırıyor... İstanbul / 2014
Devamını oku →
Bahar koymuştuk adını, Bütün güzelliklerin... Yer: Polonezköy- İstanbul / Ağustos 2014
Devamını oku →
"Nasıl öğretildi ise öyle yaşadı insan" Yanlış büyüttüler bizi. Yanlış severek büyüttüler, acıdan beslenerek büyüttüler, öyle büyüdüler, öyle büyüttüler.
Devamını oku →
Akıl, kalbin önüne geçtiğinde başlıyor yalnızlıklar! Yer: İstanbul / Haziran 2014
Devamını oku →
Babam Mehmet Bahattin Dinçmen'e İthafen Herkes sever babasını ama hiç görmeyenler biraz daha çok sever. Hiç kötü anıları yoktur çünkü.
Devamını oku →
En kötüsü de inançları kaybetmek. Kelimelere inanmayı, Gözlere inanmayı, İnsana İnanmayı... Yer: Selimiye Cami - Edirne / Temmuz 2014
Devamını oku →
Sonlanan her şeye bir parça hüzünlenirim aslında. Okulun, tatilin, mevsimlerin son günleri, heyecanla izlediğimiz bir filmin son sahnesi, bir iş yerinde geçirilen…
Devamını oku →
Küçük bir kasabada yağmurun sesi ile uyansam. Penceremden gri bir deniz bana baksa. Dalgaların sesi ile dinlensem.
Devamını oku →
Mevsimler de karışırmış! Aynı mevsimde, ayrı mevsimleri yaşamışız. Açarken birimiz hanımeli tomurcuk, Güz yaprakları dökmüş öteki.
Devamını oku →
Hangi namenin Hangi eşsiz ezgisi, Sesi tınlayacak O taş plakta...! (İstanbul Türküsü / Adalara Gel) Yer: Mudurnu - Bolu / Kasım 2014
Devamını oku →
Bizim memlekette deniz yoktu. Denizlere dolan martılar yoktu. Göllerimiz yoktu. Göllerde açan nilüfer çiçeği yoktu.
Devamını oku →
Mevsim ben doğarken açmış kapılarını, Sarı, kızıl, kuru bir hüznün hazırlığı. Sonbaharla birlikle, üşümesinler diye, Bahara ertelenen umutlarım vardı birde.
Devamını oku →
Bakıyorum. Her kapıdan ben çıkıyorum. Dantelli çoraplarım, Kırmızı rugan ayakkabılarım, Upuzun kurdeleli saçlarım ve hasır şapkam.
Devamını oku →
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum. Göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum. Göğe bakalım. Turgut UYAR Yer: Meriç Nehri /Temmuz 2014
Devamını oku →
Ömürlere asılıyor kilitler. Geçmez sanılan her acıya alışıyor insan. Eksilerek başlıyor önünde ki her yeni güne.
Devamını oku →SEVGİNİN FOTOĞRAFI
Yeni bir yazı yayımlandığında haber almak için e-posta adresinizi bırakabilirsiniz.
Yalnızca yeni içerik bildirimleri için kullanılır. İstediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.