Bir “Ev” Hikayesi

Bir “Ev” Hikayesi

Ölmek istiyorum, çünkü yaşadım. Ölmek istiyorum, çünkü yaşayamadım. Ölmek istiyorum, çünkü dünyaya sığamadım. Ölmek istiyorum, çünkü kendime tahammül edemiyorum. Ölmek istiyorum çünkü, bir kaç ev değiştirdim, kırk sene önce annemle otuz sene önce de babamla aram iyi değildi. İlişkilerim limoni, uykularım da tatsız olunca öleyim madem dedim…. Haklıydı. Cümleye dökmeye çalıştığımda o derin sebepler sığlaşmakla kalmıyor, komiklik derecesinde saçma görünüyordu. Bir intihar mektubu yazmaya kalksam, okuyanlara rezil olurdum. Bunu fark edince Vesna’nın nezaket gösterip sormayışına minnet duydum.

Koca bir nedenler silsilesini, tek bir cümleye sıkıştırmak mümkün değildi. Bir kere cümlenin başı eksik, hatta yanlıştı. Ölmek istediğim falan yoktu. Sadece yaşamak istemiyordum. Hatta yaşamaktan bile değil olduğum bu insan gibi yaşamaktan yorulmuştum. Vesna haklıydı. Derdimi çeyiz gibi ortaya sermek ve merhamet dilenmek için kimseye söyleyebileceğim bir cümle yoktu. Kendime bile. Belki bu yüzden bir intihar mektubu yazmak değil, bizzat bir intihar mektubu olmak istemiştim. İstemiş miydim?

Nermin YILDIRIM / Ev. (Sayfa 424)

Romanın kahramanı Seher, en yakın arkadaşı Ogo ile Porto’dan Santiago’ya, Santiago de Compostela Katedraline yapılan “Camino de Santiago” yolculuğuna, aslında Finisterra’ya gitmek için çıkmıştı. Finisterra’ da kendi için bir son hikayesi yazacaktı. Ölmek için çıktığı bu yolculukta ölmemek için sebepler aradı Seher. Aşık olmayı istedi mesela. Etkilendiği Yakup ile yol boyu kendi kendine konuştu, sonra yine hüsrana uğradı. Kendi gibi ruhunun yükünü, yolun sonuna bırakmak isteyen Vesna ile sırdaş oldu, içten içe bu kararından vazgeçirmesini bekledi. Hep arkasına baktı, ardından gelen var mı diye. Her adımda geçmişini hatırladı ve yaşamaya değer bir şey aradı. Yolun sonunda anladı ki ölmek için değil, yaşamak için yaşamına anlam katmak için yürüyordu. Buldu da. Son nefesini vermeye niyetlendiği Finisterra’ da ki şapelde, küskün çocukluğuyla karşılaştı. Onunla barıştı. Eskiden beri kaçtığı ve unutmak istediği her şeyi hatırladı. Yaralarını sarmaya çocukluğundan başladı. Kendi çocukluğuna anne oldu. Ona bir ev verdi, sevdi ve sahiplendi. Çocuk seherle büyüdü ve iyileşti.

Öyledir.

Bazen gidişler, ayrılıklar, vazgeçişler aslında kalmak içindir. Kalmak için bir sebep aramaktır. Çünkü, insan o kadar kaybolmuş hisseder ki kendini, bulunmak ister. O denli görünmezdir ki insanlar içinde, görsünler ister. Tüm gürültüler, duyulmak içindir.

Yoksa kimse ölmek istemez yaşarken.

Kimse gitmek istemez sevdiklerinden.

Fotoğraflar: Çamlıdere / Ankara 2022

125

No Responses

Write a response