Bilirsiniz insan, sadece bir şehrin sokaklarında değil kendi içinde de kaybolur.
Yine bilmelisiniz insan, kendini İstanbul’un sokaklarında da bulur!
Bu şehir sadece müze değil ki, belli ki mucize şehir.
Yürüdüğünüz her köşe başında kendinizle karşılaşacağınız bir ayna.
Kaybolduğunuzda size yol gösteren bir kılavuz.
Düşündüğünüzde sizi geçmişin dehlizlerine gizleyen bir tarih.
Özlediğinizde size kavuşmayı hatırlatan bir umut.
Yaşadığınızda size şükrettiren bir anlam.
Yürüdüğünüzde size hayatı sevdiren bir aşk.
“Derler ki hayat yaşayamadıklarımızdan değil, yaşadıklarımızdan geri kalan hatıralardır”
Bilmiyorum bu şehri bu kadar gizemli ve güzel yapan hatıralar mı?
Medeniyetin izleri mi?
Şuan yürüdüğüm caddelerde, cumbalı yalı evlerinde kimler yaşamıştı, bu dar sokaklarda benden önce kimler yürümüştü?
Her geçtiğim yerden bana bakan, kalbime dokunan hikayeleri neydi?
Bu taş duvarlar, yüz yıllık saraylar, köşkler, konaklar, surlar, camiler, evler kimin sarayı, hangisinin mezarı olmuştu?
Hangi savaşların kirli kurşunları, hançer yaraları, hangi fetihlerin kutsal izleriyle doluydu?
Acılar mı çoktu, sevinçler mi?
Yenilgileri ya da zaferleri nasıldı?
Nasıl yaşadılar, nasıl sevindiler, nasıl korktular?
Nelere kederlenip, nelerle mutlu oldular?
Nasıl öldüler?
Bütün bunları düşündüm ve sonra şairin dediği gibi yaptım.
Gözlerimi kapayıp dinledim İstanbul’u…
Şehrin bir sesi vardı.
İnsan sesi, vapur sesi, ezan sesi, denizin sesi, rüzgarın sesi, martıların sesi…
Ve sanki onca yaşanmışlıkların sesi.
Şehrin bir de kalbi vardı.
Geçmişe gitmek istedim sonra…
Bilmediğim tanımadığım o zaman dilimlerinde dolaşmak istedim.
Anlamak istedim.
Var mıydı bizden farkları?
Koysak bütün duyguları teraziye kiminki kimden fazla ya da eksik tartardı?
Bir İstanbul Masalı
Sevgi Dinçmen / 2014 Haziran – İstanbul






Bir İstanbul Masalı Filmini Aratmayacak Bir Yazı Olmuş.
Teşekkürler
Beğendiğine sevindim. Teşekkürler.
Çok güzle bir site ve resimler.
Teşekkürler.
Herzamanki gibi çok güzel. Eiline, yüreğine sağlık…
Gerçekten iyiymiş bu.
Teşekkürler.