Bütün güç, madden değil manen içimizdedir. Ya yenileceğiz ya yenileneceğiz ! Ne zaman mağlubiyetle kendi kendime kalsam ki hayat döngüsü içinde çokça başıma gelen bir şeydir; güçlenerek çıktığımı fark ederim. Bilirim ki anlamam gereken bir …
Yıllar sonra ilk defa, bir göl kenarında gördüm onu. Üzerinde krem rengi bir yelek vardı. Bana bakmıyordu ama gülümsüyordu. Orada duruyordu işte. Bu tanışıklık hissi nereden geliyordu, bilmiyordum ama hep beklediğim karşımda duruyordu. O göl …
Yağmur ve toprak kokusu… Yarı ahşap yarı betonarme iki katlı, kalın duvarlı, merdivenli, derin ve büyük pencereli, pencerelerin önünde sedirleri olan dedemden kalma bir evdi burası. Karşı ki tepelere sis çökmüştü. Yağmurlu bir gündü. Sonbahardı. …
Uzun çam ağaçlarının rüzgarla dansı uğulduyor kulaklarımda. Güneş süzülürken ağaçların aralarından, örümcek ağlarını ve kuş yuvalarını parlatıyor. Ciğerlerime kadar çekiyorum doğanın kokusunu içime. Çam kokusu, toprak kokusu, mantar kokusu. Az ilerde ki şelalenin gümbürtüsünü duyarak …
Hayat yaşamak için mi anlamak için mi vardır ? diye soruyorum son günlerde kendime. Tam rahata erecekken ölüveriyor insan. “Şunlar düzelsin de” diye başlayan her sorun, bir başka sorunla yer değiştirerek düzeliyor. Köşeyi dönünce karışımıza …
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyuncaAlt katında uyumayı bir ranzanın,Üst katında çocukluğum…Kağıttan gemiler yaptım kalbimdenKi hiçbiri karşıya ulaşmazdı.Aşk diyorsunuz,Limanı olanın, aşkı olmaz ki bayım! Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyuncaHavı dökülmüş yerlerine yüzümünBüyük …
Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna, Ve papatyaları seviyor, sevmiyor uğruna; Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna…. Sezai Karakoç Fotoğraf: Karlovy vary / Çek Cumhuriyeti / 2015
Duygular yalnız bırakmaz insanı. Yakar ama Aşk yalnız bırakmaz, Sevda yalnız bırakmaz, Hasret bile yalnız bırakmaz aslında. Sizi özleyen birileri oldukça yalnız olmazsınız; özlediğiniz birileri varsa yalnız değilsinizdir. Şarkı dinlemeyi severseniz, onlar da yalnız bırakmaz …
“Ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı Sesin fotoğrafı. Boşluğun fotoğrafı. Parmak uçlarındaki karıncanın Ruhtaki üşümenin… Ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı..” Şiir: Şükrü ERBAŞ Yeni doğan bebeğin kokusu vardır. Yaşlı insanların kokusu Toprağın, yağmurun, denizin, …
Bir hikaye, bir ayet, bir dua, bir şarkı dinlendiğinde hissedilen ve anlaşılan hep başka başkadır insanda. İşte insanın dünya ve mana aleminden hissettiği, anladığı ve farkındalık geliştirdiği her şey için “Herkesin aldığı kendi kabı kadardır” …
Aşkı tanımlasana bana Akasyaların altında diz dize konuşulan saçaklarından yıldızlar sarkan, kırmızı kiremitli, cumbalı evlere ilişkin ilk gençlik yıllarının olmazsa olmaz romantizminin kolaycılığını değil kuşkusuz. Leylak kokuları sevgilinin kokusuyla karışınca, derin solumalarla sonsuz birliktelik antları …
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum, dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendime bir yer edinemiyorum, kendime bir yer… Kafatasımın içini, bir küçük …
Olabildiğince yalnız kalmalıyım. Hayatta başardığım ne varsa Yalnızlığımın karşılığıdır. Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terkedilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi yere …
Ölmek istiyorum, çünkü yaşadım. Ölmek istiyorum, çünkü yaşayamadım. Ölmek istiyorum, çünkü dünyaya sığamadım. Ölmek istiyorum, çünkü kendime tahammül edemiyorum. Ölmek istiyorum çünkü, bir kaç ev değiştirdim, kırk sene önce annemle otuz sene önce de babamla …
Toprağını sevmeyen tohumlar, tohumunu sevmeyen topraklar … Nazım Hikmet, Tahir ve Zühre ile anlatır karşılıksız sevgiyi. Nazım’a göre aslolan sevmektir. “Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir. Ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak. Yani …
“Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun İçinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, Şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin… Fedakârlığımı anlıyorsun: vazgeçtim …
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklarBiz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardıÜşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim …
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, Ne ceplerde tren tarifesi, Ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara …
Eskiden, çok eskiden, internet bu denli hayatımızda yer etmemişken, kentlerin fotoğraflarını ancak bir kaç dergi kapağında görebiliyorken, yaşadığım bölgeden başka bir yer henüz görmemişken, dünyaya ve hayata dair pek de fikrim yokken Prag’ a gitmek istemiştim. …
Bahar; bir küçük kız çocuğuydu yüreği, bir küçük kız çocuğu gözleri, hem anne hem baba anneliği. Yağmur; bir çiğ tanesi kadar narin, su gibi duru, annesinin bir tanesi. Böyle bir baharın, öyle bir yağmuru. …
1896 yılında Genç Harbiyeli Mustafa, askeri lisede okumak için Selanik’ten Manastır’a geliyor. Genellikle Şirok Sokak’ta geziniyor o tarihlerde. 1897 yılında Paskalya öncesi öğleden sonra, zengin tüccar Eftim Karinte’nin evinin balkonunda güzel Eleni’yi fark ediyor. …
Pencereleri göle açılan bir ev, Dumanı huzur tüten bacalar, Suya yansıyan bulutlar. Neresi gökyüzü buranın neresi yer ? Sanki ayna! Ha ayna, ha göl, ha su… Ne gördülerse o. Karşısında ne varsa o. …
Ne yeryüzünde ne denizde iki mavinin arasına süzülmüş; estetiğin, romantizmin ve aşkın şehrinde ruhum çakılı kaldı. Tıpkı Venedik gibi. Dünyada ama dünyadan ayrı. Ayaklarınız yere basıyor ama bastığınız yer, yeryüzü değil. Hayattan bağımsız bir özgürlüğü var. …
Ben de dua ediyorum sana. En çok dünyaya sevgi ile bakmanı diliyorum. Allah'ı, anneni/babanı, aileni ve kendini çok sev istiyorum. Güneşi, ağaçları, okyanusları, gökyüzünü ve yağmuru sev. Okumayı, gezmeyi ve öğrenmeyi de sev. Hayat yolculuğunda …
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. Çalınmış başkalarına …
Var mı beni içinizde tanıyan Yaşanmadan çözülmeyen sır benim Kalmasa da şöhretimi duymayan Kimliğimi tarif etmek zor benim Bülbül benim lisanımla ötüştü Bir gül için can evinden tutuştu Yüreğine toroslardan çığ düştü Yangınımı sözdürmedi …
Cesky Krumlov: 1300′ lü yıllardan kalmış UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası ilan edilmiş, üzerine çivi çakılmamış ve hiç bozulmamış bir ortaçağ kasabası. Prag gibi Vltava Nehrinin kıyısında bulunan bu büyüleyici kasaba, Vltava Nehrinin ne denli şanslı olduğunu …
ahh! hiçbir şey duyulmuyor ağzı kabuk bağlı ve ben ne zaman bir ağacın kurtlu, acıtan, yaşlı kabuklarını, ince, biçimsiz, ağır parmaklarımla koparsam menekşelerimle, şarkılarımla, bir fırtınayla koparsam bırak diyor sanki, bırak, acıyor kabuk bağlı ağzı …
Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak” Franz Kafka Fotoğraflar: Prag – Çek Cumhuriyeti / 2015
Unutur insan. Şaşırmayacaktı, unutur. O İyiyken iyiydi herkes, unutur. Kimsesi yoktu, unutur. Susacaktı, unutur. Yalnızdır aslında, unutur. Kapatmıştı kapılarını tüm insanlarına, unutur…. Sonra yenilenmek ister. Yeniden sevmek ister. Yeniden kalabalık …
Bir kıyıdan baktım dünyaya Ellerimde tuz avucumda sedef Bir mavilik bir açıklık Özgürlük hasreti Yüreğime vuruyor Nerede nerede insanlar Dünyayı güzellik kurtaracak Bir insanı sevmekle başlayacak her şey 0 üzüntü birden gelir Yağmurlu havalarda Yeniden …
Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş Ama …
Benim Aliye’m; Mektubunu aldım. “Ben fena kız değilim, senin meyus olamayıp saadetin için hayatımı şimdi fedaya hazırım!” diyorsun Aliye, bana böyle şeyler yazma… Sonra ben sana deli gibi aşık olurum. Mektubundaki “Beni istediğim kadar sevmezsen …
kahrettim her şeye o gün babanın şarap çanağına, Gogen’e, kadere, sana, bana, bir de gittiğin arabanın tekerine İhsan YÜCE / Ekmek Şarap Sen ve Ben Yer: Karlovy Vary / Çek Cumhuriyeti
Hiç bir özlemine erişemeden yaşlanmıştı. Özlemleri olduğu gibi duruyordu. Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez Yer: Ankara / 2014 *** https://sukransoydar.wordpress.com
anladık iyisin, ama neye yarıyor iyiliğin. seni kimse satın alamaz, eve düşen yıldırım da satın alınmaz. anladık dediğin dedik, ama dediğin ne? doğrusun, söylersin düşündüğünü, ama düşündüğün ne? yüreklisin, kime karşı? akıllısın, yararı kime? gözetmezsin …
şimdi’nin bedeni yok, yontuyor geçmiş bilgisiyle gelecek belki olur diye taşı, taşını kokluyor yontu dağılıyor… şimdi’si yitik bundan boyuyor boyuyor evine aldığı ağacın üzerine tüneyip duvarını, tavanını, geçmişi ve geleceği ve her yanını; dal kırılıyor…şimdi’si …
Yeni bir günün varsa; Yeni bir hayatın, Yeni bir kalbin, Yeni bir nasibin var demektir. Aramaktan vazgeçme ! Adem Özbay Yer: Český-Krumlov-Castle / Prag Ekim 2015
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. …
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: Henüz söylememiş olduğum sözdür… Nazım Hikmet Ran Yer: Gümüşlük / Ağustos 2015
Ölüm bu, Fukara ölümü, Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, Ya akşamüstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak.. Ahmet Arif Sille Köyü (5000 yıllık bir köy) – Konya / Mayıs 2015
Şu anda İstanbul’ da olmak isterdim. Mihrabat Korusu’ nun dar yollarında seninle yan yana, yana yana yürümek. Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u…. Özdemir ASAF Yer: Kız Kulesi / Haziran 2015
Ve gün gelir bütün duygular azalır. Endişe azalır, kuşku azalır, yalnızlık azalır, özlem azalır, sevmek azalır…. İnsan çoğalır. Yansımalarını bulur, aynaya bakar, geçmişe bakar, geleceğe bakar…. İçinden bir yol bulur yine kendine Kendiyle buluşur her …
İçinden yağmur geçen şarkı armağan etti bana Şarkı değil şiir bu Şiir de değil aslında Her daim dallarında tomurcuk çiçek bahar Bahar ama eksik kalır biraz Aşk daha çok Aşk kadar çok ~~~ Yer: Akçakoca …
Bir eli ilk kez tutmuş gibiydi eller İlk defa bakışmış gibi gözler İlk sefer sarılmış sanki sineler Sözler, dudaklar, sesler… Öyle gibiydi her şey ! Fakat eminim ilk defa çarptı böyle kalbim. ~~~ Yer: Gölcük …
Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben, dördümüz. Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum. Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim. Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. …
Gerçek şu ki; “Hayal, ipleri elden kaçırmaktır. Oysa öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, o ipin ucu sizin elinizden bir kaçtı mı, hemen bir başkasının eline geçiveriyor. Ondan sonra siz hayal ediyorsunuz, ama bir …
Dokunmak istedim sana Şarkılarla, türkülerle şiirlerle, çiçeklerle Yağmurla, baharla… Sana hasretle dokunmak istedim. Dokundum da Ayrı coğrafyalarda, ayrı hayatlarda Senle dolu, sensiz dünyamda Sessizce dokundum sana Yer: Ankara / Mayıs 2015
Bahar bit artık. Ne yüreğim susuyor, Ne kalemin duruyor. Nereye baksam yağmur, Nereye baksam damla, Nereye baksam çiçek, Gördüğüm hep sen ! Ve dikenli teller… Yer: Ankara / Mayıs 2015
“Nasıl öğretildi ise öyle yaşadı insan” Yanlış büyüttüler bizi. Yanlış severek büyüttüler, acıdan beslenerek büyüttüler, öyle büyüdüler, öyle büyüttüler. Türküler acılı, şiirler hüzünlü, insan ağlamaklı. Aşk bile kavuşamazsan aşk. İçin yansın, kavrul, acı çek, …
Yalnızlıktan kurtulmak için girilen her çaba bu güne kadar boşa çıktı ve bu günden sonra da çıkacaktır. Çünkü hayatın temellerine aykırıdır. Sana gereken yalnızlığını unutturacak bir şey değil, sana gereken bir gerçeğin, yani tek başınalığının …
Hasretliğin on ikinici yılı bu, on ikinci yılı Gönül ağzına kadar dolu Sen diyorum İstanbul geliyor aklıma, İstanbul diyorum sen Sen şehrim kadar güzelsin, şehrim senin kadar acılı Nazım Hikmet/1950 Yer: İstanbul – Temmuz …
Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur. Sabır taşar, canından saydığın yar bile gün gelir, el olur. Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya… Olmaz dediğin ne …
Babam Mehmet Bahattin Dinçmen‘e İthafen Herkes sever babasını ama hiç görmeyenler biraz daha çok sever. Hiç kötü anıları yoktur çünkü. Anıları da yoktur haliyle. Hayalleri vardır. Anıları olanlardan dinledikleri bir adam vardır. Sevgi dolu …